valign="top" align="center" bgcolor="FFFFFF">

SESSİZCE AKAN NEHİRİMDİN

iLGİNÇ BİR HİKAYE

   İnanılacak gibi değildi.Gördüğüm manzara bir mucize olmalıydı ve bu mucize bana yaptığım herhangi bir iyiliğin karşılığı olmalıydı.Onu görmüştüm parkta yanında biriyle geziyordu.Bu imkansız olmalıydı hayır bu mümkün olamazdı.Tanrım aklımı mı kaçırıyordum?Yorgunluğum hallüsinasyonlar görmeme mi neden oluyordu?Yavaşça elimi yüzüme götürüp gözlerimi ovuşturdum.O hala ordaydı ve ona koşup sarılmamak kendimi için zor tutuyordum.Gözlerim neden dumanlaşmıştı?
    Neden bu kadar duyarsızdın ve neden bana koşup gelmiyordun?Oysa seninle ne pırlanta değerinde zamanlar geçirmiştik.Çocuk kalbimin ruhumun hatta hayallerimin süzgeçlerden geçmeden ki halini ilk dinleyendin.Sözümü kesmeden dinlerdin bazen hiç kımıldamazdın bazen de anlamsız yaşlar süzülürdü gözlerinden işte o zamanlar anlattığım konunun üzüntülü olup olmadı ğı konusunda çelişkiler yaşardım.Seninle tanıştığımda hayatımda bu kadar yer edineceğini bilemeyecek kadar çocuktum lakin hayatımdan çıktığında boşlukta hissettiren bir değer haline geldin.Olmazsa olmazımdın.......
    Gözlerin öyle içten bakardı ki bakışların kızgın çöllerdeki serabı yaşatırdı.Sana SARI dediğim ilk gün hiç itiraz etmedin bu hoşuma gitmişti.Öyle uysaldın ki kısa sürede her şeyimi öğrendin çünkü ilk fırsatta senin yanına koşuyordum.Susmak bilmezdim sense hiç itiraz etmezdin.Dinlemekten yorulduğunda uyuyor olsan da yanından ayrılmak için kımıldadığımda hemen gözlerini açar ben eve girene kadar arkamdan bakardın.Bana hissettiğin neydi çok merak ederdim oysa sen ilk başlarda arkadaşımdın,seninle her geçirdiğimiz zaman sana hislerimi daha da tutkulaştırıyordu.Hatırlar mısın sınav öncesi senin yanına gelip saatlerce kitap okurdum ve "bak buradan bu soru çıkabilir,öğretmen bu konuyu anlatırken tam kitabın bu sayfasından çok soru sorduydu v.b"bolca konuşarak başını ağrıtırdım.Kendimi affettirmek içinde sana sürprizler yapmayı da ihmal etmezdim.İşte o zaman seni seyretmeye bayılırdım.
    Hayır karşımda ki bu duyarsız bakışlar senin olamazdı.İyi de niye ellerim titriyordu,yürek atışlarım hızlanmıştı?Seninle en son komşu bahçesine girip kiraz ağacına çıktığım zaman böylesi bir heyecan yaşamıştım.Bir tek kiraz yemediğin halde beni ağacın altında beklemiştin ve komşuya yakalandığımızda kaçma şansın olduğu halde benim kaçmam için komşunun sopasına siper olmuştun.Bütün gece de kendime kızıp senin için ağlamıştım lakin bunu sana anlatmamıştım.Çünkü bu konuda çocuk kalbimle bile olsa kendimi affetmemiştim ve ilk fırsatta o haftalık harçlığımla sana hediye almıştım.Bütün mahalle seninle ikimizin arkadaşlığını çabuk kabullenmişti.Sabahları okula giderken bizi gördüklerinde nasılsınız bakalım derlerdi ve nedense alaycı bir gülüş atarlardı.Bense kibar cevap verip içimden o alaycı gülümsemelere gizli bir kin güderdim.Sen hiç tepki göstermezdin aksine herkesle barışık bir yapın vardı.Bazen bu yapın beni deli ediyordu çünkü uysallığın sadece benimle olup başkalarına saldırgan olmalıydın.Sanırım ya seni paylaşmayı kabullenemiyordum ya da güçlü görüntün bana ayrı bir güven sağlayacak diye düşünüyordum.Oysa sen beni hep koruyordun.
    Hatırlar mısın mahalleye misafir gelen Almancıların iri yapılı çocuklarını kardeşimle alay etti diye bir güzel dövüp ağlatmıştım.Eve şikayete geldiklerini görünce de kömürlüğe saklanıp uyuyakalmıştım.Saatler sonra uyandığımda göz göze gelmiştik.Karakollar bile beni ararken saklandığım köşede uyuyorken sen öylesine sessizce benim yanımda kalıp beni beklemiştin ve hiçbir şey söylememiştin.Sen benim sessiz akan nehrimdin lakin o nehri acımasızca kuruttular...............
    Hayatımdan aniden çıkışın bana şok yaşatmıştı.Günlerce yemeden içmeden kesilmiştim.Ailem pervane olmuş beni eğlendirme havasına girmişti.Boğazımda ki düğümün nedeni son günümüzde ki şımarıkça tavrımdı.Nerden bilebilirdim ki hayatıma damga vuracak bir gün olacağını ve kendi nehrime taş attığımı?Öylesi bir üzüntü tufanı yaşıyordum ki bana başka arkadaş bulup getirdiler.İnan sevgimize,dostluğumuza ihanet etmedim.Onu görmek bile istemiyordum çünkü onun varlığı senin yokluğunun yarattığı yarayı daha da kanatıyordu.Sende görmek istediğim o vahşilik onda fazlasıyla vardı ve bu beni daha da deli ediyordu.Anlamsız geliyordu evdeki herkese benim bu iç çekişlerim ve saatlerce komşu bahçesindeki ağaçta zaman geçirişlerim....
    Oysa ben orda kendimle savaş halindeydim.Bir taraftan yokluğun canımı acıtıyor bir taraftan da son günümüzdeki zalimliğimi düşünüyordum.O gün nasıl seni paylamıştım.Sen sadece her günkü gibi beni okula götürüyordun ve bense arkadaşlarımı tercih edip seni paylayarak eve geri göndermiştim.Seni en son gördüğümde sen beni görememiştin.İnanılmaz derece de acı çekiyordum sana sarılıp saatlerce ağladım.Uyanmanı bekledim lakin sen öylece yatıyordun.Biliyor musun hep kendimi suçladım ve keşke dedim keşke o gün seni göndermeseydim sen okul bahçesinde bekleyecektin ve eve birlikte dönecektik.Bir resmin bile yoktu bende lakin gözlerimin önünden silinmeyen tek görüntün, o cansız uyuklar halin...
    Babamın getirdiği ve senin yerini doldurması ümit edilen haydut kılıklı şey de kısa sürede evden gitti.Dedim ya hiçbir şey senin yerini dolduramazdı.Seninle dostluğumuz çocuksu kalbimde tutkulaşmış ve ben bunu senin yokluğunda anlamıştım.Bana dostluğu sen öğretmiştin,benim gibi gevezeye sabrı,yaramazlıklarıma ortak olmayı sen göstermiştin.Sana bunlar için teşekkür ediyorum ve huzur içinde uyumanı diliyorum.Şu an karşımda bir başkasıyla gezinen ve bu duyarsız bakışlara sahip olanın senle alakası yoktu.Yinede bana beklenmedik bir anda seni hatırlattığı için ona teşekkür ediyorum.
Hayatımdan aniden çıkışından sonra hiçbir köpeğin yüreğime girmesine izin vermedim.Benim için sadece SARI vardı ve hep onun sevgisi yüreğimde sonsuza kadar yaşayacak.


Hikayenin Yazarı Sıla Karaağaç ' a teşekkürler
www.lisefizikci.com ekibi