|   | Sitemizi Sık Kullanılanlara Eklemeyi Unutmayınız ! |
|
!!!!Duygu Dolu Anlardasınız!!!! Şeytan Görsün Yüzünü Bu son şiirim sana, bundan sonra yok artık! Çal başına aşkını, gözlerine sok artık! Şeytan görsün yüzünü, benim karnım tok artık! Sevda denizlerinde, beni Mecnun gezdiren! Aşkın kitabındaki, karizmamı çizdiren... Bırak beni kendime, defterimi dür benim! Ne yapsan yok faydası, rüyalarım hür benim! .. Ve artık senden yana, neyim varsa sır benim! .. Uzatma ellerini, çoktan kalktı o tren! Ey benim yıllarımı, gençliğimi bitiren... Neler demiştin bana, nerde kaldı sözlerin! Nerde arkamdan yaşlı; sulu, sepken gözlerin! Senden eser geriye, ben ve gerçek yüzlerin! Yürü bakma ardına, beni yiyen sindiren! Bu dünyadan indirip, bir meçhule bindiren... Olmam gayrı sana ben, ne köle ne kul artık! Sana bıraktım seni, Allah'ından bul artık! Senin adın nezdimde, geçmez para pul artık! .. Sakın çıkma karşıma, beni yıkan deviren! Yem yeşil baharımı, sonbahara çeviren... Nasıl tutuldum sana, kendime güler oldum! Senle geçen zamanı, geçmişten siler oldum! Simdi kalbimi yeni, aşklara biler oldum! Sür eşegin Niğde'ye, geçti Bor'un pazarı! Belki orda bulursun, dilediğin mezarı... Vedat şahin Düşüncelerdesiniz Seni Düşündüm Bu gün seni düşünüp, daldım yine derine Hüzün tahtını kurdu, mutluluğun yerine Yıllar geçti peşpeşe, senden hâlâ haber yok Beyhûde, rastlanmıyor, nedense benzerine... Unutmak kolay olsa, bunu herkes yapardı Avunmak çâre ise, gönül bir pay kapardı Silinmez izler mevcûd, yüreğime nakşolmuş Öyle olmamış olsa, belki çoktan kopardı... Raftan aldım usulca, albümü karıştırdım Hayâlinin ardından, düşümü yarıştırdım Çatmışsın kaşlarını, içli, küskün, bakışlar Yine senden habersiz, kalpleri barıştırdım... Mor menekşe elinde, ilk sayfada ki resmin O'nun hemen üstünde, yaldızlı yazan ismin Hâtırâlar vuruyor, çekemiyorum artık Kim bilir nerelerde, özlettirdiğin cismin? .. Son yazdığın mektubu, tuttum, aldım elime Okumayı istedim, ondan bir kaç kelime Olmadı, yapamadım, yutkundum da yutkundum Prangalar vuruldu, sanki bir an dilime... Orta sayfada bir gül, kurumuş Yıllar önce Dayanamıyor artık, sızlatan bu dirence Hâlinden memnun değil, mahzûn, boynu da bükük Besbelli ki acıyor, bana, benden çok, bence... Ellerimin içine, koydum şöyle başımı Tutamadım, koyverdim, gözlerimden yaşımı Daha ne kadar sürer, yokluğunla dostluğum? Kendimi unutturdun, adım sabır taşı mı? Veremediğim yüksük, son sayfada duruyor Sanki o da kederli, sâhibini soruyor Hıçkırıklarım artıp, yığılıyorum yere Taşan göz pınarlarım, zannetme ki kuruyor! .. Kanepeye yaslanıp, hüngür-hüngür ağladım Erkekler ağlamazmış, seller gibi çağladım Verem olurcasına, ciğerimi dağladım Yokluğunda varlığın, zâten tek avunduğum Bir gün dönersin diye, yine ümid bağladım... 02.10.2000 Landsberg 03: 50 Mustafa Engin Karatay Hani O Sevmak Varya Seni Seviyorum Ne güzel şey seni seviyorum demek Sevdiğini söyleyebilmek ne güzel Her baharda gece gündüz her saniye Seni seviyorum Seni seviyorum Seviyorum seni diyebilmek ne güzel Bir kere sevdaya tutulmayagör Ateşlere yandığının resmidir Aşık dediğin mecnun misali kör Ne bilsin alemde ne mevsimidir Çünküsü yok nedeni yok sevmenin Zamanı hiç yok, dakikalar zaman üstü Utangaç bir gecenin kucağında Yağmurlar vuruyor pencereme Aşkın vuruyor kalbimin kıyılarına Gecenin bu çıldırtan yalnızlığında Aşkın ayak seslerinin duyuyorum yüreğimde Ve hasretin içimde Seni seviyorum Sesinin duymak istiyorum uyumadan önce Sabahlara kadar konuşmak Hiç kapatmamak telefonu Aynı düşlere uyumak sonra Ve uyanmak aynı güneşe Bir kere sevdaya tutulmayagör Ateşlere yandığının resmidir Aşık dediğin mecnun misali kör Ne bilsin alemde ne mevsimidir Daha bir güzelleştim son günlerde Gözlerimin içi parlıyor Kabıma sığdıramıyorum aşkı Gülmek geliyor içimden Sokaklarda koşar adım yürümek Tanıdık tanımadık herkese selam vermek Merhaba ülkemin güzel insanları Hepinize hepinize merhaba Sizi de seviyorum Yağmuru, denizi, kokusunu toprağın Gökmavisinde güvercinleri, martıları Dağ eteklerinde gelincikleri seviyorum ateş kırmızısı Bin dallılarıyla köy kızlarını Ve elleri hamur kokan anaları Hepsini sende seviyorum Seni seviyorum Bir kenara mahsun çekilen içim Yemeden içmeden kesilen içim Sensiz/yarsız uykuyu haram bilen için Ayrılık ölümün diğer ismidir Senin sevdiğin gibi topluyorum saçlarımı Siyah kazağımı daha çok yakıştırıyorum kendime Ve daha çok seviyorum limonlu çayı Senin sevdiğin herşeyi seviyorum Türkülerini memleketinin Feneri ve kara kartalı senin için Davamızı ve şiiri sende seviyorum Seni seviyorum İyi ki doğdun Doğum günün kutlu olsun Seni çok seviyorum Seni çok seviyorum Yaşamaksa seni sevmek Ben hiç ölmedim Seni seviyorum Şebnem Kısaparmak Ah O Geceler Akıyorum Gecene İçimde kopan fırtınalar Göz bebeklerimde deryalara gebe Mor sahillerime vuruyor Öpmüyor musun? Geceye akıyorum Ay ışığında göbek bağı Yıldızların nur yüzünde hüzünüm Yoksa gülüyor musun? Bir kuş çiz anlımın tam ortasına Rengi ben olsun Sesi sen olsun Kanatlarımın altında umut taşıyorum İstemiyor musun? Bir yağmur penceremde Eğri rüzgarın perçemine tutsak Yüzümde utangaç gülüşlerle Seni istiyorum / duymuyor musun? Özgürlüğün timsali gök yüzünde Başı boş bir yıldızım Kopar al beni döşüne Kayıp gideceğim yoksa Acımıyor musun? Şimdi çakmak gözlerimde Şimşeklere dönüşen bu bakış Darmadağın fırtınaların habercisidir Korunağın yüreğim Gel hadi / ürküyor musun? Karıncalanmaya yüz tutmuş Namlu gözlerindem fırlayan Hedefi sen bu bakışlar Vurur seni Karavana mı zannediyorsun? Gel dediğin yerdeyim Bekliyor musun? Levent Saral |
BURÇAK'TAN BİR ŞİİR ANNECİĞİM Her anne bir MELEK Ama peri annelerde var Benim annem bir peri Sihir yapıp duruyor Seviyorum annemi Üzmüyorum annemi Çünkü seviyorum İncitmiyorum kalbini KİTAP Bilgi istersen Hemen göstereyim Kitabın varmı Dertlerin varmı Varsa bir derdin Aç hemen kitabını Okursan eğlendirir Bilgiler öğretir Burçak(İLköğretim 2.sınıf öğrencisi) SENİ SEVİYORUM Seni seviyorum, Çünkü, Her sabah kalktığımda Yaşamak için tek neden, sen varsın Fakat seni sevmek için binlerce nedenim var. Seni seviyorum, Çünkü, Bu siyah beyaz dünyada tek renk sensin, Bir ressamın fırçasından çıkmış gibi. Ama alelade bir renk değil, Gökkuşağının her tonunu gölgede bırakan bir renk. Seni seviyorum, Çünkü, Bu soğuk günde içimi ısıtan ılık rüzgar gibisin. Hafiften esiyorsun, İliklerime işleyerek. Sonra da kaybolup gidiyorsun, Daha nereden geldiğini anlayamadan. Seni seviyorum, Çünkü, Seni sevmekten başka bir şey gelmiyor içimden. O kadar doğal ki bu duygu Ruhumun derinliklerinde, Sanki doğduğumdan beri var. Sadece ortaya çıkmak için seni bekliyordu. Seni seviyorum, Çünkü, Sensiz bir yaşamı artık düşünemiyorum. Sensiz bu dünyada yaşamaktansa, Ölümün soğuk nefesini öpmeyi Bir daha hiç seni görmemektense Hayata arkamı dönmeyi tercih ederim. Seni seviyorum, Çünkü, Ne zaman bir aşk şiiri duysam, Mısralardan sen akıyorsun. Ne zaman eski bir şarkı gelse kulağıma, Gitar telleri arasından süzülen notalar, Seni getiriyor bana. Seni seviyorum, Çünkü, Sen hep benimlesin. Gözümü kapatmam yeterli seni görmem için. Tatlı narin tenini... Seni seviyorum, Çünkü, Belki de ilk defa bir erkeğin kokusu beni çılgına çeviriyor İçimden Odyseus`a türkü söyleyen deniz kızları da Onu aynı kokuyla baştan çıkarmaya mı çalıştılar acaba diyorum. Seni seviyorum, Çünkü, Gözlerinin içindeki binlerce yıldız, Gecenin karanlığını delip geçiyor. Bana bakarken kendimi yıldızlara tepeden bakıyor gibi hissediyorum. Seni seviyorum, Çünkü, Benliğim sana ait. Sen onu buruşturup çöpe de atabilirsin, Kalbine yakın bir yere de koyabilirsin. Tanrım! O kalbine yakın sıcak yerde olmak istiyorum. Seni seviyorum, Çünkü, Sen sensin. Ama sen beni Ben olduğum için seviyor musun? Onu kim bilir. Seni seviyorum Çünkü, Seni sevmeyi seviyorum. Seni koklamayı seviyorum. Sana dokunmayı seviyorum. Seni seviyorum, Çünkü, Saçların ellerimin arasından kayıp giderken, Dünyadaki cenneti bulmuş gibiyim. Bir an elimde tutuyorum o cenneti. Bir an sonra belki de Tamamen ellerimden kayıp gitmiş olacak. Seni seviyorum, Çünkü, Ben hiç bir erkek için şiir yazmadım, Bu hep tuhaf gelmişti. Ama şimdi Senin için şiir yazmamak tuhaf geliyor. Seni seviyorum, Çünkü, İçimde bir umut var. Bu şiiri belki başucuna koyarsın. Kim bilir belki yanına da bir papatya... Seni seviyorum, Çünkü, Tanrı çiçekleri yaratırken Seni de onlarla beraber yaratmış Papatyadan güzel, Zambaktan asil, Manolyadan tatlı, Gülden daha güzel kokulu. Seni seviyorum, Çünkü, Güzelliğine melekler imreniyorlar. Dünyada ise, Ölümlüler arasında Galiba bir tek benim gibi bir iki şanslı Seni fark edebiliyor. Seni seviyorum, Çünkü, Ölünceye kadar Yok olana kadar Seninle olsam, Bu herhalde bir ceza gibi gelir, Daha çok senle olamadığım için. Seni seviyorum, Çünkü, Senin tarafından sevilme fikri bile Bir insanı hayatı boyunca mutlu edebilecek kadar güzel ve asil. Seni seviyorum, Çünkü, Seni anlatmak için mısralar yetmiyor. Düşünüyorum bir kış gecesi bunu yazarken, Acaba kaç şair senin güzelliğini anlatmak için Binlerce mısra yazdı. Seni seviyorum, Çünkü, Senin gülümsemen güneşin doğuşu gibi, İnsana her şeyi unutturuyor, Sadece seyredip tadına varma hissi uyandırıyor. Seni seviyorum, Aşk Cefâ Ülkesinde Umudun Rüyasıdır aşk ölümcül bir hülyadır anlayamadığım ey sarı gök bulutu, ey ıstırab gülşeni son bir karanfil gibi taşıyacağım seni kalbimin hüsnüyusuf mahrem bahçelerinde derindesin, rüya kadar derinde aşk ipek bir karanlıktır kollayamadığım gecenin bir vaktinde gelen çiçekler için tenhâsında kuşlar uçan sulara karışıp akmak isterim kan çölünün ıssız vâhalarından saâdet burcuna çıkmak isterim gitmeliyim buralardan seninle kalırsam, surları yıkmak isterim aşk gizemli bir şarkıdır dinleyemediğim ayrılığın arkasından duyulan gün doğuyor, neden gülemiyorum siyah bir tanyerinde beklemek yakışmaz bana geceyi eylül mü vurdu güllerimi, bilemiyorum aşk isyankâr bir korkudur sonlayamadığım gece yolculuğuna takılır ayakları özlem beyaz bir gül, açar bağrında yâr kokusu yayılsın diye kaldırımlara ölü ve gözüyaşlı bırakır çocukları arıbeyi konunca ruhun zümrüt taşına mor gülüşlü haramî çıkar dağlar başına diriltir sarı saçlı, kırılgan aynaları aşk veremli bir türküdür söyleyemediğim nağmeleri doruklardan yayılan anılar sehpasında takıyor boynumuza kırmızı urganları kötürüm bir vâdide geziyor kurbanları her aşkı dâre çeken vefâsız leylâsıdır alır avuçlarına, öper ısırganları aşk cefâ ülkesinde umudun rüyasıdır Nurullah Genç |
Acaba ne ister bu gönül? Bir Yer İster baska türlü bir sey benim istedigim: ne agaca benzer, ne de buluta. burasi gibi degil gidecegim memleket denizi ayri deniz, havasi ayri hava.. bir baska yolculuk dalindan düsmek yere yasadigindan uzun bir tatli yolculuk dalindan inmek yere agacin yüksekligince dalin yüksekligince rüzgarda ve bir yeni ömür vardigin çimen yesilligince nerde gördüklerim? nerde o bekledigim rengi baska tadi baska.. Can Yücel İSİMSİZ BİR AŞK ŞİİRİ Senden her ayrıldığımda Çılgınca dalgalanan bir insan denizinde Annesini yitiren bir çocuğun Ürkek hüznü çöker yüzüme. Seninle her karşılaştığımda Sabah kırağısıyla yıkanan çiçeklerin Cemresi vurur gözlerime. Seni tam bulduğum anda yitirmenin korkusu Tam yitirdiğim anda bulmanın sevinci, Seni treni kalkan bir yolcunu telaşı, Seni ilk öyküsünü bitiren genç bir yazarın hevesi Seni kayaları parçalayarak akan bir ırmağın deliliği, Seni güneşin tembel bakışları altında Uzanan başakların dinginliği, Seni bayramlık için para biriktiren Küçük bir çırağın sabırsızlığı, Seni bilmem hangi zalim kurşunun Kırdığı kanadına söz geçiremeyen Göçmen kuşun çaresizliği, Seni zorlu yıllardan sonra karşılaşan Kavga arkadaşlarının neşesiyle, Batarak kirpiklerime kadar gümüşten denizlere Vur emriyle aranan bir kaçakmışsın gibi Taşırım can evimin en saklı yerinde... Ahmet Ümit ARTIK SENSİZİM gidiyorsun ya... kara bulutları katmış ardına acıları yüklenmiş sırtına dört nala geliyor yanlızlığım. gidiyorsun ya.. nekadarda mutlu çaresizlikler yüreğimin gergefinden cımbızlarla çekiyor nakış nakış umutları gidiyorsun ya... renklerini siliyor tuvalim karası bana gecelerin cefası bana elde kalan tek resim gözlerini seyredeceğim gidiyorsun ya... giyotine gidiyor paylaşmalarım bugünümde, yarınlarımda gidiyor gidiyor düşmüş peşine umutlarım gidiyorsun... dalgalarında boğulduğum denizim gidiyorsun... bundan böyle zamanlara sensizim. nevin kurular GİTTİN Gittin/camlar kırıldı Gökyüzünde çarmıha gerildi yıldızlar Sözcükler mahzundu. Bu yük çok ağır hayatın kollarında Ve çok küçük anlarda Saklı, yenik, ezik ve kırgın Nasıl taşınır bu yük Ağır ve kötü bir ur Her gün tıkarken hayatın atardamarını Sensiz/nasıl bulunur izi kaybolmuş bir yol. Gittin/bu şehir şimdi Terkedilmiş bir köy, harebe Bir mumun son alevinde. Dağınık yataklara benzeyen odalarda Ölüm kokuyor ajanslar, açlık, çığlık, cinnet İz düşümü bir deli gözün Ki o tutmuş ucundan, küfre dönük her sözün Zaman, dönp dolaşıp Aynı yerde biriktiriyorken kirli kanını Sensiz/ışığı firar geceler nasıl biter Gittin/yabanıl bir hasret takvimlerde Yaralı gözlerin düer yollarıma Alır basarım dudaklarıma Ne zaman ölümü düşünsem Ellerin ateş olup düşüyor ellerime Sesim bir yenilgiden dönüyor Saçımın her telinde Yanlış bir işgal - gözlerimde sızı- sensiz/depremlerde dünya. Nasıl döner. Gittin/bütün asmalar bağ bozumunda şimdi Tek bir gül diktim toprağa Gülü boyuyoruz çocuklarla Sen giderken de yanıyordu yıldızlar Bir bardak çay avuçlarımızda Bölüşüyorduk cinneti. Dağlanırken Gözpınarlarımızdaki yaş Bu yük çok ağır kollarımda. Yüzümü camlara dayıyorum Yüzüm yitiyor. Yüzümü bulamıyorum Sensiz/nasıl çıkılır hayatın çukurundan Gittin/ankara yağmur ışıdı Kil rengi bir ay gözlerinden çatırdadı Gecenin bütün tonları ağladı. Kitaplarıma da yasak koydum artık İçli bir rapsodi gibi hayat anlatmayın Suskuya inat bir eylem yapacağım Yenilgilerini diyorum yaşanmışlığın Kızılay meydanında yakacağım Çoğalacağım...çoğalacağım...çoğalacağım Tabansız bir dünyayı yokederken Sensiz/bu zafer nasıl kutsanır... Gittin/ıssız duvarları okşadım usulca Bir kuş geçti içimden bozkıra Kefilim şimdi gecenin bütün suçlarına Bir haritalara gökkuşağı çizerdik Maskelerdiz buza kesmiş her bir sabahı Kırağılar çiçeklenirdi dağ başlarında Renklerinden hasret armağandı analara Ki o çocuklar: Ömürsüz hayata dönük yüreklerin deseniydi Gülüşlerini öper Arındırırdık onlarla gövdelerimizi Sensiz/nasıl takılır saçlarım bulutlara Gittin/biliyorum dönüşünden tanıyacağım Yaşanmamış düşler benim yanılgım olsun Çığlık, deprem; cinnet: biraz durun Ah çarpan bir yüreğin gezgin acıları Usta alıcı-toy satıcı Koşturuyor şimdi atını kavuşmalara Bıçağın ucunda bilenirken hayat Dedindi "Hezaren çiçeğini tanır mısın? Güzeliğinde zehir yazgılı" Her güzellik bedeliyle (mi) gelir? Ödenir aşkın da bedeli... Gittiğinde/sesini sakladım, gözlerimden aktı... Selma Ağabeyoğlu DOST DEDİĞİN seni sevmeli sarılacak biri olmadığın zamanlarda bile sana sarılmalı. dayanılmaz olduğun zamanlarda bile sana dayanmalı. dost dediğin fanatik olmalı;bütün dünya seni üzdüğünde sana moral vermeli güzel haberler aldığında seninle dans etmeli ve ağladığında,seninle ağlamalı... ama hepsinden daha çok; dost matematiksel olmalı; sevinci çarpmalı... üzüntüyü bölmeli... geçmişi çıkarmalı... yarını toplamalı... kalbinin derinliklerinde ihtiyacı hesaplamalı... ve her zaman bütün parçalardan daha büyük olmalı... işi bitince seni bir tarafa atmamalı... MEVLANA AKLIMA SEN GELDİN Aklıma sen geldin yine, Bir şarkı dinlerken yavaş. Bir rüzgâr dolaşırken saçlarımın arasında, Damla, damla yağmur akarken penceremden, Ateşteki odunlar çatırtılarla yanarken, Bardağımdaki çayı yudumlarken usul, usul Aklıma sen geldin yine... Bir nefes çekerken sigaramdan ağır, ağır, Penceremden dışarıyı seyrederken hayli dalgın, Bir gül görünce yalnız başına, Aklıma sen geldin yine... Karıştırırken öteyi beriyi, Bir soluk resim geçince elime, Öyle dalmışım ki inan, Kapım çalınca ansızın, Sandım ki sen geldin... **** Sevgileri yarınlara bıraktınız, çekingen, tutuk, saygılı. Bütün yakınlarınız sizi yanlış tanıdı bitmeyen işler yüzünden; Siz böyle olsun istemezdiniz... Bir bakış bile yeterken anlatmaya herşeyi, kalbinizi dolduran duygular kalbinizde kaldı... Siz geniş zamanlar umuyordunuz. Çirkindi dar vakitlerde bir sevgiyi söylemek. Yılların telaşlarında bu kadar çabuk geçeceği aklınıza gelmezdi... Gizli bahçenizde açan çiçekler vardı gecelerde ve yanlız. Vermeyi az buldunuz yahut vakit kalmadı! Behçet Necatigil |